|
Bu toprakların insanı olarak en çok korktuğumuz şey deprem... Doğal bir felaket olsa da anladık ki biz deprem ülkesiyiz. Ancak bizi korkutan depremler değil oturduğumuz evler, yaşadığımız binalar oldu ülke olarak. En son örneği de Vanlı kardeşlerimizin yaşadığı Van depremi. Düşünün sizin binanız sağlam duruyor depremde ama bitişik apartman yerle bir... Ne düşünürsünüz? Nasıl yatağınıza girip de rahat uyursunuz? Eğer içiniz de vicdan kırıntıları bile kalmışsa rahat olmanız imkansız. Ne yediğinizin tadını alırsınız ne de yaşadığınızın her anın. Nasıl rahatlarsınız, insani yardıma başladığınız an, huzura erersiniz. Bunlar duygusal yıpranmalar ayrı, birde maddiyatı düşünün, yan binadaki yıkımın size dönen maddi zararını. Evet, yandaki bina tamamen yıkılmıştır ama o yıkımın yarattığı şiddetin yansıması en azından çevrenizde bir karmaşıklığa yol açar. Sürekli bir gürültü, sürekli bir hafriyat işleri size yansıyan en hafif zarar. Ülkelerde böyledir. Komşumuz Irak parçalandı. Yakıldı, yıkıldı, bombalandı. İki milyon Iraklı kardeşimiz öldü. Canımız yanmadı mı? Yandı elbette. Aynı durum Libya için de geçerli oldu. En dar zamanımızda diktatör de olsa yardımımıza koşan Kaddafi ye üzülmedik mi? Ya zarar gören Libya halkına? Onlara da üzüldük. Şimdi sırada Suriye var. Esadı değil ama babasını hiç sevmedim kişsel olarak. Fakat Esad'a şans verilirse ülkesini düzelteceğini umuyorum. Bu kadar kan niye akıyor. Suriye'nin zenginliklerinin yarattığı kartal payı kavgası mı büyük güçlerin yarattığı terör dalgası yoksa kışkırtılan ve desteklenen bir kısım muhaliflerin yarattığı dalga mı? Seyirlik hallerimiz içler acısı. Komşuda oluşacak her kargaşa her eylem bize mutlaka yansıyacaktır. Bu kaçınılmaz. Suriye'ye en sağduyulu yaklaşım Başer Esadın yanında olmak ve ülkesini daha iyi demokratik düzeye getirmesine katkı sağlamak. Onun dışındaki yaklaşımları içim almıyor. Haaa bilmediğimiz ülkeler arası işleyişte Türkiye ye zarar verecek duruşlar sergiliyorsa da elbette bunun karşılığını vermek. Bizim korkumuz Suriye halkının incinmesi, mutsuz olmaları ki öyleler şu anda. Ve toprak bütünlüğünün zarar görmesi.Hiç istemediğimiz şey. Babası bize yıllardır çok büyük kötülük etse de Başer Esadı babası gibi görmüyorum. Türkiye'nin, Ortadoğu'daki ülkelerin egemenlik ilkelerine aykırı hareket etmesi, sınırlarının değişmesine katkı bulunması. Bize kabus olarak döner. Başka komploların parçası olarak takdim edilmek geçmişimize ve geleceğimize yapacağımız en büyük kötülük olur. Evet, Ortadoğu çok geridir. Özgürlükler kısıtlıdır. İnsan ve kadın hakları konusunda geridirler. Bu konuda yardımcı olmak elbette çok anlamlı görevlerdir. Ama bunun dışında başka güçlerin çıkarlarına hizmet etmek çok acıdır. Umarım iktidar bunu yapmaz halkların kardeşliğine. İktidarlar gelip geçicidir. Ama halklar binlerce yıldır aynı bölgede kardeş kardeş yaşamıştır Bundan sonra da yaşamak dileği ile... Evet, Suriye'yi bıraksın bütün dünya Suriye kendi kaderini kendisi tayin etsin. Halkı ve yöneticileri başarsınlar bunu. Bu onların kendi içerilerinde haltmesi gereken bir sorun. Bu sorunu bizim değil onların çözmesi gerekir. Keşke bu hep böyle algılansa... Ama işte öyle algılanmıyor. Suriye kurbanlık koyun gibi herkes payına düşenin peşinde!
Tüm Yazıları
|